1498
B

Bonsignore Bonsignori & Bernardo Michelozzo

Sesli Dinle

Bernardo Michelozzo ve Bonsignore Bonsignori, Rönesans döneminin din adamı ve entelektüelleridir. Özellikle B. Michelozzo'nun teolojik kariyeri o dönem için önemlidir. Floransa'da eğitim alır ve 1482 yılında Floransa'da teoloji dalında doktora yapar. Bu dönemde pek çok antik dönem yazarını okudu ve bu konuyla ilgili dersler verir. Özellikle Homeros ve diğer antik dönem edebiyatçılarıyla özel olarak ilgilenir. O dönemin hümanistleriyle yakın ilişki kurdu. 1497-1498 yılları arasında, dönemin önemli din adamı Bonsignore Bonsignori ile Kudüs'e kadar giden uzun bir Doğu yolculuğu yaparlar. Bu yolculuk notları iki gezgin tarafından mektup ve diğer notlar şeklinde günümüze kadar gelmiştir. Özellikle bu dönemde ağabeyine Pera'dan yazdığı mektupta 17 tane antik dönem el yazması satın aldığından bahseder. Bu iki İtalyan din adamının Çanakkale bölgesi izlenimleri dönemin İtalya'daki Troya ve bölge ile ilgili bilgilerini göstermesi açısından oldukça ilginçtir:

"(25 Nisan 1498)

Üçüncü gün denizden 3 mil uzaklıkta ve manzaranın çok güzel olduğu Gelibolu (Gallipoli)'ye vardık. Ancak oraya değil de, dört mil uzaktaki, bir pazarın olduğu, Lansachi, usta Bernardo'nun söylediğine göre antik Lapseki (Lampsakos)'nin olduğu yerde, bir Türkün evinde kaldık ve burada büyük taşlardan yapılmış kent duvarlarının bir kısmını görebiliyorduk.

Bir sonraki gün, Abydos kentinin olduğu boğazdaki kaleye gittik. Daha sonra Çanakkale Boğazına (Dardanelle) dökülen Dümrek çayı (Simiois nehri/Simonete)'ni geçtik, burada bir kale var(Kumkale). Öğle yemeğini halen aynı ismi taşıyan Karamenderes (Skamander) nehrinin kıyısında yedik, akşam geri döndük ve Troya'da bir Türkün evinde kaldık. Sonraki sabah çok sayıda mermer parçası ve mezar kalıntılarının olduğu çok güzel bir vadiden geçtik, burada bağcılık yapıldığı anlaşılıyor. Ve vadinin ortasında küçük bir nehir gördük, bunun mu, yoksa başka bir vadideki güzel bir ovaya çıkan nehrin mi Xanthos olup olmadığını anlayamadık. Düz mü yoksa tepelik mi olduğunu söylemek mümkün değil, çünkü hem çok sayıda tepelikler, hem de ovalar ve birbirine benzeyen vadiler var. Troya'yı (burası aslında Alexandria Troas R.A.) tümüyle geçtik, çevresi tahminen 12- 13 mil kadar. Duvarların büyük kısmı sağda solda görülmekte. Yükseklikleri 10 feet (1 feet=30, 48 cm; R.A.) kadar, taşların iç ve dış yüzeyleri kesilmiş ve çakıl ve harçla doldurulmuş. Dış taraftaki taşlar Floransa'daki Ghondi evinin taşlarına çok benziyor, ama çok daha büyük. Binaların iç taraflarının hepsi tahrip edilmiş, tüm bu taşların antik Troya taşları olduğundan hiç kuşkumuz yok, ama bunlar daha sonra bir Romalı hükümdar tarafında yaptırılmış. Çünkü burada dört beş farklı yerde bir imparatora ait Latince yazıtlar bulduk. Yaklaşık 400 adım büyüklüğünde büyük bir saraya ait, kare planlı, çok güzel kemerleri olan, her yeri görebilmesi için denize taraf olan daha yüksek olan saray kalıntısı gördük. Üst taraflarda kenarları çok güzel işlenmiş kenar taşları ve frizleri tam emin olmasak da, gördük.

Bu yapı çok eski gibi, belki de "quinquaginta illi talami-Troyalıların yanan sarayı" olarak tanımlanan(Vergil. Aeneas II 53-55) bina...

Daha başka yıkılmış binalarda var, çok daha büyükler ve hakkında çok fazla şey bilinmiyor. Bir su kemeri olduğu öne sürülen kalıntılar var, bunu ancak size karşılıklı anlatabilirim. Buradan yukarıya doğru yürümeye başladık, hatırlamak için usta Bernardo palasını oraya bıraktı, daha sonra önce söylediğim Xanthos nehri olup olmadığını anlayamadığımız arkadaki nehre doğru yürüdük, orada çok güzel oldukça sıcak bir çay ve Latince yazılı büyük bir harabe gördük. Ama bunun dışında dikey olarak duran altı tane kemer görülüyor. Ben ve usta Bernardo, sözünü ettiğimiz hamam binalarının daha güzellerini gördüğümüzü söyleyebiliriz. Bunun altında mermer mezarların olduğu çok büyük bir tapınak var, elli bir kol uzunluğunda. Troya'nın içinde Türklerin orada çalışabilmesi için çok az kulübe var ve biz ise burada Ovid'in şu dizelerini hatırladık: "Iam seges est ubi Troya fuit" (Şimdi boş bir tarla bir zamanlar Troya'nın olduğu yerler) Ovid. Epis. 1, 53). Buradan yola çıktık, akşam bir Türkün evinde kaldık; evde bir salgın hastalığa kapılan evin efendisi için tuz (ilaç) hazırlıyorlardı; bizse dışarıda uyuduk.

Sonraki sabah yola çıktık, dağları geçtik denize ulaştık ve Midilli (Mytilene) Genuesers Grubunu (dini bir topluluk) bulduk."