

"Bütün hacılarla, Venedikliler, Konstantinopolis'e gitmek hususunda anlaştılar. Filolarını düzenleyip gidecekleri yolu tayin ettikten sonra denize açıldılar.
Abydos adında bir limana vardılar (Haçlılar bu limanda bütün gemilerini bir araya toplayabilmek için sekiz gün kaldılar. R.A.). Bu liman Konstantinopolis'ten aşağı yukarı yüz fersah uzaktaydı. Bu, Çanakkale Boğazı ağzında, Truva'nın bulunduğu limandı. Çanakkale'den yukarıya doğru yol alarak Konstantinopolis'e bir fersahlık bir yere geldiler. Bütün gemiler bir araya gelinceye kadar beklediler. Gemileri öyle süsleyip püslediler ki, seyrine doyum olmuyordu...
Pierre de Bracheux'ün başına gelen bir hadiseyi anlatmayı unuttuk. İmparator Henri savaştaydı. Eflaklı Johannis ile Kumanlar, imparatorluğun toprağına girip imparatorun ordugâhından en fazla iki fersahlık bir yere yerleşmişlerdi... Eflaklılar ile Kumanlar, imparatorluğun ordugâhına Pierre geri dönünceye kadar orada kalmak üzere rehinler yollayınca, Pierre koca bir ata binerek, üç şövalyeyle beraber yola çıktı. Eflaklıların ordugâhına yakın bir yere geldi... Şundan bundan bahsettikten sonra şöyle dediler: "Kahramanlığınıza hayranız. Servet edinmek, toprak kazanmak için memleketinize bu kadar uzak olan bir yere gelmiş olmanıza da hayret ediyoruz. Memleketinizde faydalanabileceğiniz toprağınız yok mu?"
Pierre cevap verdi: "Tuhaf? Truva'nın nasıl ve hangi desiseyle zapt edildiğini duymadınız mı? Duyduk" dediler Eflaklılar ile Kumandanlar. "Duyduk, bu çok eskiden olmuş bir şey. –Tamam!" dedi Pierre, "Truva bizim atalarımızın, oradan kaçanlar bizim geldiğimiz yere yerleşmişlerdi. Burası bizim atalarımızın olduğu için geldik."