
Tahminen 1555 yıllarında güney batı Almanya'nın ünlü kenti Heidelberg'in yakınlarında doğan Michael Heberer, 1583 yılında Akdeniz'de Osmanlılara esir düşer. Köle olarak uzun yıllar Osmanlı kadırgalarında forsa olarak kürek çeker. Uzun bir süre İstanbul'da yaşar. Fidye karşılığı özgürlüğünü elde eden Heberer, özellikle İstanbul'da ilginç gözlemlerde bulunur. Yazdıkları, bir kölenin anıları olarak 1610'da Heidelberg'te yayınlanır:
"Savaşmak zorunda kaldığımız kötü hava şartlarından, yaşadığımız korkudan ve uğradığımız zarardan ötürü patronumuzun keyfi kaçmıştı. Huzursuzluğu nedeniyle bir an önce Konstantinopolis'e ulaşmak istiyor, acele ediyordu.
Adadan ayrıldıktan sonra Capo Trojano'ya (Truva Burnu'na) varana kadar rüzgardan hiç faydalanmadık ve hep kürek çekmek zorunda kaldık. Oradan itibaren yine karadan esmeye başlayan rüzgâr yelkenlerimizi şişirdi ve bizi Çanakkale Boğazı'nın (Hellespont) girişinde bulunan Dardanellei adındaki iki kaleye kadar getirdi. Asya tarafında bulunan Abidos kalesinin önünde demir atarak bir süre dinlendik.
Gemide bulunan tutsaklarından asilzade Monsieur de Thenessie ve Monsieur de Villerseaux yolculuk sırasında sık sık yanıma gelmişler, bana teselli verici sözler söyleyip, özgürlüğüme kavuşabilmem için ellerinden gelen yardımı yapacaklarını vaat etmişlerdi. Her ikisi de efendim Monsieur de Chammesson'u gayet iyi tanıyorlardı ve onun hatırı için her türlü gayreti sarf edecekleri kesindi. Hatta ben de daha önceleri, efendimle akrabalık ilişkisi olan Thenisse ailesinden bahsedildiğini duymuştum. Birbirimizi gıyaben tanımamız nedeniyle Monsieuer Thenisse bana diğer Fransız kölelerden daha çok yakınlık göstermekteydi. Patronumuz işlerini hallettikten sonra Konstantinopolis'e doğru yolumuza devam ettik. İlk önce Hellespontus'tan çıkarak daha geniş bir denize ulaştık. Rüzgâra yakalanma tehlikesinden korunmak için Asya kıyılarının yakınlarından ayrılmadık."