
"Midilli'den sonra Boğazhisar'a geldik. Boğazın Anadolu ve Rumeli kıyılarına metin kaleler inşa edilmiş ve İstanbul'da dahi bulunmayan muazzam toplar yerleştirilmişti. Bunların içinde balyemez denilen bir topun ağzı bir kulaç genişti. Orada üç dört tane Ermeni vardı. Bunlar, sıtmalı ve hasta halimizi görerek bize itina gösterip evlerine götürdüler ve bir hafta yedirip içirdikten sonra Gelibolu'ya kadar bize refakat ettiler.
Gelibolu büyük bir liman şehri idi. Sefere çıkan kadırga ve gemilerin hepsi orada toplanıp kaptanlarını bekler ve buradan düşmana karşı hareket ederler. Mısır kalyonları dahi orada demir atarlar. Gemilerin yiyecek ve içeceği burada hazırlanır ve yükletilir. Gelibolu'da bir ay kaldık çünkü Ermeni mevcudu çoktu. Bir papaz, bir de keşiş vardı ve Taşhan'ın bir odasında da ayin icra ederler. Fakat buradaki insanlar fena huylu idiler."