
"Midilli (Mitelene)'den Bozcaada (Tenedos)'ya doğru yelken açtık, bu ada Midilli (Lesbos) ile Troya'nın yakınındaki Çanakkale Boğazı (Hellespont) arasında yer almakta. Şair Vergil de Aeneid eserinde bu adadan söz etmekte.
Tüm Grek yurdundaki en iyi şarap Sakız (Chios) ve Bozcaada (Tenedos) da yapılır. Burada aynı zamanda Tenes'in kurduğu aynı isimli Tenedos yerleşmesi vardır. Adada bir Neptune tapınağı varmış.
Tenedos'un karşısında Troya var, burası aynı zamanda Troas, Troada da denilmekte (Alexandria Troas. R.A). Burayla ilgili fazla bir şey söyleyemesem de çok eskilerde yazılmış:
"Iam seges est ubi Troya fui" (Ovidus'un Heroides eseri, 1.1.53. R.A..)
Bunun anlamı: Bir zamanlar Troya'nın olduğu yer şimdi bir tarla.Yeniden Vergil'in dile getirdiği gibi:
"Fuit Ilium et ingens gloria Teucrorum"
Bunun anlamı ise: Troya kenti yok oldu, ama Troyalıların şanı görkemliydi...Troya'nın biraz ötesinde doğrudan Hellespont (Çanakkale Boğazı)'a girdik, dar bir boğaz olan buraya Helle'nin Hellespontus'u denilmekte. Ege ve Propontis (Marmara) arasında yer almakta ve Avrupa ile Asya kıyısı bulunmakta. Artık Hellespont ismi kullanılmamakta; onun yerine Kaleler denilmekte. Halen iki kale bulunmakta; bir tanesi Hellespont, diğeri ise öteki kıyıda olan, eski kalelere Sestos ve Abydos denilmekte; Bu kaleler sevgilisi için sürekli öteki kıyıya yüzen ama sonunda boğulan Leander ve Hero'nun anısına yapılmış. Skamender (Karamenderes Nehri) kalelerin yanından akmakta.
Eceabat (Madytos-Mayto), Sestos ile aynı kıyıda, Abydos'un karşısında yer alan bir kasaba. Burada ticaret amaçlı çok güzel şarap yapılır. Rengi kırmızı olan şarap, claret şarabı (Bordeaux) gibi tadı var. Tatlı, ama artık çok güzel olduğu için içine şeker koymuyorlar.
Burada ticaret gemilerimiz kendi ihtiyaçları için şarap satın alıyorlar. Bir tanesinde on tane pervanesi olan çok sayıda yel değirmeni var. İstanbul'a (Constantinople) geçiş, toplarla iyi savunulmuş bu iki kale tarafından sağlamca kontrol edilmekte. Gemilerin, nerelerden gelip nereye gittikleri, Sultana vergi ödeyip ödemedikleri kontrol edilmekte. Eğer bu iki kale yıkılırsa, İstanbul (Constaninople) ve tüm bölge kolayca feth edilebilir. Ancak bütün bu kalelere rağmen, küçük bir filo dar denizin ortasındaki Sakız (Chios)'ı kontrol ettiğinde, tüm kaleler ve bölge açlıktan ölür; çünkü pirinç ve mısır gibi diğer besinlerinin büyük bir bölümü İskenderiye (Alexandria)'den gelmekte.
Gelibolu (Gallipolis) büyük ve antik bir kent, kalelerden yirmi mil uzakta. Günümüzde Galipoly kaleleri denilen bu kaleler İstanbul (Constaninople) yolu üzerinde Trakya yarımadasında yer almakta. Bulundukları noktadan, Propontis (Marmara Denizi)'e doğru tüm denizler, Hellespont'tan, Boğaziçi (Bosphoros), Trakya (Thraicus) görülmekte..."