1599
Thomas Dallam

Thomas Dallam

Sesli Dinle

Thomas Dallam (1570-1614) İngiltere'nin Dallam yerleşmesinden gelen ünlü bir org ustasıdır. Yaptığı orgları nedeniyle uzun geziler gerçekleştirmiştir. İngilizler, siyasi ve ticari anlamda Osmanlılarla iyi ilişkiler geliştirmeye önem vermiş; (sürekli yeni ve daha geniş kapitülasyonlar elde etmek için farklı yollar denemiştir. R.A) Bu amaçla İngiliz kraliçesi I. Elizabeth, Sultan III. Murat'a hediye etmek için, usta Dallam'a beş metre boyunda bir org yaptırtmıştır. Thomas Dallam kraliçenin bu hediyesini Osmanlı Padişahına sunmak için gemiyle yola çıkmış, ancak, zor koşullar altında gerçekleştirilen söz konusu yolculuk planlandığından daha uzun sürmüştür. Yolcuk sırasında III. Murat ölmüş ve yerine tahta III. Mehmet geçmiştir. Bu yolculuğu sırasında Çanakkale Boğazı'ndan geçen Dallam, yolculuk izlenimlerini kaleme almıştır. Usta Dallam, İstanbul'a geldiğinde orgun parçaları bozulduğu için, uzun süre orgun montajıyla uğraşır, ama bu sürede Osmanlı İmparatorluğu'nun "gizemli" yanını görme fırsatını elde etmiştir. Dallam, işini ustalıkla bitirir ve orgu Osmanlı Sultanı III. Mehmet'e sunar ve ülkesine geri döner. Usta Dallam, bundan sonra da Cambridge'deki Kraliyet Kolej Şapeli gibi çok ünlü orglar imal eder, ancak Osmanlı İmparatorluğu'ndaki orgu, III. Mehmet'in oğlu I. Ahmet tarafından "gâvur icadı" olması nedeniyle önce parçalatılır, daha sonra da yaktırılmıştır:

Thomas Dallam'ın 1599 Yılında Sultan III Mehmed'e Sunduğu Org
Thomas Dallam'ın 1599 Yılında Sultan III Mehmed'e Sunduğu Org

"Ondokuz Temmuzda Bozcaada (Tenedos) adasına geldik; buranın hemen karşısındaki yükseltinin güneyde bittiği yerde büyük kent Troya'nın kalıntıları yer almakta. Rüzgâr doğrudan bize doğru esmeye başladı, aynı zamanda Çanakkale Boğazı'ndan (Hellesponte Boğazı) gelen güçlü akıntılar da var. Troya'nın güney girişindeki kıyıya demir atmak için ilerledik; girişin büyük bölümü ayakta, bir zamanların duvarları olabilecek bazı büyük parçalar görülmekte.

Yirminci gün yeniden demir almak istedik, ama rüzgâr ve akıntı bize karşı olduğu için aynı yerde yeniden demirlemek zorunda kaldık.

Yirmi birinci gün, John Felton isimli Yarmouthe'da doğan genç öldü.

Aynı gün ben ve bizim gruptan bazılarıyla birlikte kıyıya çıktık ve Troya'nın duvarları ve mermer sütunları gibi bazı eserlerini gördük. Yeniden gemiye çıktık; kimi kürek çekerek, kimi yelkenlerle yol alan Büyük Türk'ün (Sultan) askerleri bize doğru geldiler. Kaptanımız demir atmak üzere olduğu için gemiye gelemeyeceklerdi ve gece yarısı rüzgar tekrar esmeye başladı biz de yeniden demir atabildik...

Gemiler gittikten iki saat sonra rüzgâr esmeye başladı ve bazılarının Janisaries Burunu olarak adlandırdığı Yenişehir'in (Jenisarie) hemen sağına geldik. Burada gemimizdeki bazı tüccarlarla kıyıya çıktık ve Rumların (Greklerin) yaşadığı küçük bir köyle karşılaştık. Burada biraz ekmek ve tavuk aldık.

Burada da Troya'daki evlerden daha büyük ev ve duvar kalıntıları gördük. Arkadaşım Harvie'nin diğer eşyalarla birlikte yanında taşıdığı iyi bir çekiçle, kendi ellerimle kırdığım beyaz bir mermer sütün parçasını Londra'ya getirdim. Bu Yenişehir (Jenisarie) burnu Bozcaada'dan (Tenedose) on mil uzaklığında.

Gemimize geri döndük ve aynı gün Çanakkale Boğazına(Hellesponte Boğazı) girdik ve Sestos (Sestose) ve Abydos (Abidose) olarak adlandırılan kalelerin yakınında demir attık. Sestose, Thrakya'da ve Abidose ise Küçük Asya'da. Bu iki kale, İstanbul'a (Constantinople) gidecek tüm gemilerin geçmek zorunda oldukları Çanakkale Boğazı'nı (Hellesponte Boğazı) güçlü bir şekilde korumakta.

Ayın yirmi dördünde kalelerin kaptanı bir hediyeyle birlikte gemimize geldi. Bu arada çok sayıda başka Türk kaptanı ve Gelibolu (Gallipelo) konsolosu da gemimize geldi. Konsolos güvenilir ve çok nazik birisi. Burada rüzgârı beklediğimiz zamanda pek çok kere kıyıya çıktık, burada gördüğümüz ve yaşadıklarımızı geçiyorum. Ama Constantinople'deki büyükelçimiz, gemimizin uzun zamandır rüzgâr için beklediğini duyunca bize bir mektup ve hediyelerin olduğu bir haberci teknesi yolladı. Tekneden Mr. Thomas Glover, Saulsburie'den Mr Baylye ve bir yeniçeri çıktı. Constantinapole'dan (İstanbul) buraya yaklaşık yüz elli mil uzaklık var.

Bir sonraki gün, Ağustosun beşinde, sadece biz değil aynı zamanda, vaizcimiz Mr. Maye ve diğer beyler büyükelçiyi ziyaret için gemiyi terk edip bizimle geldiler, çünkü gemideki bir denizcinin veba olduğunu düşünüyorduk...

Altıncı gün Gelibolu'ya (Gallipilo) vardık ve İtalyan konsolosun evini ziyaret ettik, bizi çok nazikçe karşıladı, ancak zamanımız olmadığı için ziyaretimiz çok kısa sürdü ve şehri göremedik."