Ciriaco d'Ancona veya Cyriacus de Pizzicolli, veya Cyriacus Anconitanus (Latince: Ciriacus Anconitanus, italyanca: Ciriaco de' Pizzicolli;) d. 1391 Ancona - ö. 1455 Cremona) İtalyan tüccar ve hümanist, ilk epigraflardan ve arkeolojinin öncülerinden kabul edilir. Çeşitli Yunan ve Roma dönemi yazıtlarını kopyalamıştır. Birçok antik dönem kaynak onun tarafından satın alınarak İtalya'ya götürülmüş, böylece de günümüze ulaşmıştır.
Tüccar olması nedeniyle 1412 ve 1454 yılları arasında Edirne, İstanbul, Kuzey Ege Adaları, Girit, Sakız adası, Milet, Midilli, Mora Yarımadası ve Epirus gibi bölgelere seyahat etti. Bu bölgelerin dışında önemli anıtlardan Ayasofya'yı, Atina Akropolisi'ni ve Delfi şehri harabelerini ziyaret etmiş; gittiği her yerde gördüğü yapıtları ve yazıtları çizerek kayıt altına almıştır. Antik dönem Smyrna'sının (İzmir) ilk keşfini 1429 yılında yapan Ciriaco d'Ancona'nın yolu 1444 yılında Çanakkale Boğazı'dan geçmiştir. Notlarında yaşadığı dönemdeki Avrupalıların Türklere karşı nasıl bir önyargıya sahip oldukları da açıkça görülebilmektedir:
"24 Eylülde Çanakkale Boğazı'na (Hellespont) ulaştık. Lâpseki (Lampsakos) yakınlarında ve boğazın karşı yakasındaki Gelibolu'da (Gallipoli) Papa'nın on iki gemiden oluşan filosuyla karşılaştık ve gemimizin kaptanı Alexios ile birlikte, Papa filosunun komutanı Lodovico Loredan'ı ziyaret ettik. Aynı gün sık esen uygun kuzey rüzgârıyla Gökçeada'ya (Imbroz) doğru yol aldık, kıyı boyunca eski Trakya ve Hellespont kentlerini seyrettik. Avrupa kıyısı boyunca Lysimachia, Gallipoli, Sestos, Killia ve Madidorkrissa'yı; Asya kıyısı boyunca ise daha çok Phrigia kentlerini gördük. Kısa bir süre sonra Abydos ve Siegeum'u geçtik, o ünlü Troya çıkıntısını ve onun uzağında Bozcaada'yı (Tenedos) gördük.
Oradan ayrıldıktan sonra, (Propontis'deki Proconneusus-Marmara Denizi'ndeki Marmara Adası R.A), üç gün üç gece boyunca barışçıl Neptün'ün eşliğinde kuzey doğu ve kuzeyden esen rüzgârla Çanakkale Boğazı'na ulaştık ve eski Lampsakos'un olduğu yerde Papa'nın Christian Filosu ile göz göze geldik. Loredan komutasındaki filo Gelibolu'dan yarımadaya doğru boğazı bloke etmişti. Muhteşem kaptanımız Alexios Disypatos ile birlikte, filonun muhteşem kaptanı Alvise Loredan'ı ziyaret ederek, misyonunu tamamladığı için onu tebrik ettik. O aynı şansı 27 Eylülün aydınlık Pazar gününde gittikçe avantajlı duruma gelen rüzgârla Çanakkale Boğazı'nı geçtik ve boğazın Asya kıyısının kadırgalarımız tarafından stratejik açıdan kontrol edildiğini not ettik. Nihayet güneş battı Ege Denizi'nden geçerek Gökçeada'ya vardık.
Ama güçlü bir rüzgâr denizi karıştırdı ve büyük dalgaların çıkmasına neden oldu, ben ise çok zor bir şekilde gemiye binebildim. Bir gün sonra, 29 Ocakta tanrının iyi gününde, Gelibolu'da eski dostum sevgili Lıca Catanio ile birlikte gemiden indim. Limanda bize doğru gelen ilk iki kişi, tesadüfen Gelibolu'nun barbarlarıyla (Türkler) ticaret yapmak için burada olan, tanrının sevgili kulları Poggio ve Catrinelli ve senin milletinden (Cenevizli) Anconalı Bartolomeo Foroflaviniano idi. Alışılmış olduğu üzere birbirimize sarıldık ve genç olan (Foroflaviniano), ortak dostlarımızın son durumlarıyla ilgili bildiklerini anlattı. Rehberim Latin Lodovico Farmacopolo ile birlikte barbar inancına ait mermer bir sunakta ekteki yazıtı buldum. Bulduğum, belki de bu eski kenti onurlandırmak için yapılmış bir şeye bakmak çabalarımın ürünü. Grekçe yazılmış olmasına rağmen Latince bir isim de eklenmiş:
(Onurlu) insanlar, Loukıs Phlaouios Valloniso Pollion, ülkesinin refahı ve çok sayıda iyi işlerin kaynağı olan kentin ilk kişisi.
Dostum Andreolo, bu kısacık yazıtın; kenti için cömertlikler ve iyi işler gerçekleştirmiş, Lucius Flavius Pollio Latin isimli bir adam için, Gelibolulu insanların tunç ya da mermerden bir heykelini diktiğini görüyor musun?"