Bozacada ve Troya Çevresi (1827, Charles Colville Frankland) Babası bir İngiliz din adamı olan Charles Colville Frankland (1797-1876), 1797 yılında İngiltere'nin Bath kentinde doğar, 1813 yılında Kraliyet Denizcilik Koleji'ne girer ve İngiltere Deniz Kuvvetlerinde üsteğmen olarak görevde bulunur. Frankland henüz deniz üsteğmeniyken, 1827 yılında Viyana'dan güneydoğu Avrupa ve Doğu'ya 15 ay süren bir seyahat yapıp dönüşünden hemen sonra seyahatnamesini bir gazetede yayımlar. Osmanlı görevlileri ve yönetimine ağır suçlamalarda bulunur. Günlük biçiminde yazılmış eserinde Viyana'dan yola çıkıp Macaristan, Transilvanya, Eflak ve Bulgaristan'dan geçerek İstanbul'a kadar yaptığı güzergâhı ayrıntılı bir şekilde anlatır. İstanbul'un en önemli yerlerini ziyaret eden Frankland, geri dönüş yolculuğunda Çanakkale Boğazı'ndan geçer. Burada özellikle Bozcaada ve dönemin Troya olduğuna inanılan yerlerini ziyaret eder. Anlatımlarından daha önce Troya'yı ziyaret eden gezginlerin eserlerini çok iyi okuduğu anlaşılmaktadır. Troas'dan İzmir ve Atina'ya gider, Egina ve Poros adalarını ziyaret eder. Ardından Kıbrıs, Suriye ve İskenderiye'ye seyahat eden Frankland, daha sonra ise, Malta üzerinden İtalya'ya ve Viyana'ya ulaşır:
"3 Haziran. Rüzgârsız ve sıcak. Kısa bir süre yüzdüm. Öğlene doğru biraz rüzgârla devam ettik, akşam rüzgâr biraz daha artınca tatlı bir şekilde Gelibolu, Lampsaco, Sestos ve Abydos'dan geçtik. Manzara çok güzel ve biz ilerledikçe Çanakkale (Dardanelles) kaleleri muhteşem bir şekilde gözükmeye başladı. Güneş batarken Nagara ya da eski Abydos noktasında demir attık.
4 Haziran. Sabah sıcak ve rüzgârsız. Çevrenin manzarası çok güzel. Kaptan ve diğerleri saygıdeğer konsolosu ziyaret için sahile çıktıklarında, ben düşman kalelerinin çizimlerini yapıp, konumları konusunda bilgiler topladım. Öğle saatlerine doğru İngiliz konsolosun evine gitmek için sahile indim. Amacım onunla Bozcaada'dan (Tenedos) Troas gezisi, eğer gemimiz adada konvoy için beklemez ise, daha sonra karadan İzmir'e (Smyrna) kadar yolculuk konusunda fikrini almaktı...
Asya'daki Çanakkale (Dardanelles) kenti çanak çömlekleriyle ünlü ve buranın yakınlarında antik Dardanos kentinin olduğu tahmin edilmekte. Gemimiz akıntıyla hızla sürüklenince burayı gezmek için çok fazla zamanım olmadı ve salık verildiği gibi Bozcaada'ya (Tenedos) kadar devam ederken, orada bizi, ellerine düşecek birilerini bekleyen ve pazarlık yapmak için hiç de sevimli olmayan korsanlara karşı koruyacak savaş gemisinin olmasını umut ediyoruz. Bir buçuk saat kaptanın liman ziyaretini bitirmesini bekledik, gelmedi, biz de kaledeki topların menzili dışına sürüklendik. Yelkenlerimiz dolu bir şekilde Ajax mezarını, Asya kıyısındaki üç tümülüsü ve Aeyestes mezarını geçtik. Akşama doğru hava sakinleşti ve biz de nihayet yavaşça Bozcaada'ya (Tenedos) doğru ilerledik.
Güneş batışının, Bozacada (Tenedos), Limni (Lemnos), Gökçeada (Imbros) ve Semadirek (Samothrace) adalarında, dağınık bir şekilde Ege Denizi'nde ilerleyen gemilerin meydana getirdiği manzarayı anlatmak çok zor. Ve tüm bunlar, artık öyle olmasa da, ilk gençlik yıllarımda üzerinde duygulanarak ve hüzünlenerek o kadar çok okuduğum klasik topraklar olan Troya Ovası'nın doğru bir bakışla insana çağrıştırdığı fikirlerle iç içe geçmiş. Troya Çevresinde Bulunan Eski Eserler (1827, Charles Colville Frankland)-2
5 Haziran. Gün batmadan Bozcaada (Tenedos) kentine demir attık; kuzey batıda bir league mesafede, derinlik on kulaç. Burada Sardunya firkateynini gördük, kırk toplu La Christina. Güvertesine komutanına İzmir'e (Smyrna) kadar bize bir konvoy verip vermeyeceğini sormak için gittim. Güzel küçük bir gemi, savaşa hazır bir konumda, İngiliz gibi. Kaptanları Le Chevalier Serra, beni oldukça nazikçe karşıladı, elindeki tüm yetkiyle İstanbul'dan (Constantinople) bir habercinin gelmesi için emir verdi.
Öğle saatlerinde iki kişiyle birlikte adayı görmek için sahile indim ve konsolos yardımcısını gördüm; Çanakkale'deki (Dardanalles) amiri onu planladığımız Troas gezisinde bize yardım etmesi için görevlendirmiş. Adayı şöylece dolaştık, deniz kıyısı çıplak ve çorak, ama iç kesimler bakımlı ve güzel. Kuzeyi oldukça yüksek konik ve tepelik ve buranın üzerinde yanıcı güneşe rağmen İda Dağı ve Troya Ovası, güney doğuya doğru Gökçeada (Imbroz) ve Limni (Lemnos) ve kuzey batıya doğru ise çok uzaklarda anakaradaki Athos Dağı'nın güzel manzarasının zevkini çıkardık.
Kuzeyden Çanakkale Boğazı ve Kaleler (1827, Charles Colville Frankland) Tenedos, tüm dünyanın bildiği gibi şarabıyla ünlü. Kasaba olarak tanımlanan az sayıdaki kerpiç kulübelerin olduğu burada, üç yüz Türk, iki yüz de Rum evi var. Kuzeyde Türk yapımı kırk iki parça topun olduğu güvenli kale ve küçük limanı var. Arka taraflarda tümüyle yükseklerden kontrol edilmekte; güneye doğru kasabanın bir league altında, kıyıya çıkmak için kumlu bir koy ve bir yol var.
Dağlardan aşağıya inerken, yabani incir ağacının altında gölgede dinlenmek için mola verdik, burada kalenin bir çizimini yaptım. Bacak bacak üzerine atmış ve sıradan bir görünüşü olan konsolos yardımcısını evinde bulduk (Bir Levanten konsolos yardımcısının portresini anlatmama izin verin. Sözüm ona bu sorumlu kişiler, bağlı oldukları yerlerden ne aylık ne de para almaktalar, ancak görevin önemli olduğuna inandıkları için bu işi yapmaktalar. Bu görevliler her zaman yerliler, genellikle de Rumlar arasından seçilirler). Bir tür merdiven gibi olan, kısmen kabul edilebilir bir odada, saçları beline kadar inen, saçları ve boynu altın paralardan yapılma takılarla süslenmiş, işlemeli çorapları ve sarı terlikleri olan çok hoş bir Rum kızı tarafından karşılandık. Kısa bir süre sonra ortadan kayboldu ve ülkenin geleneklerine uygun bir şekilde kahve, tatlı ve çiçekleri sunmak için yeniden geldi. Yarınki Troas gezimiz için kayık, atlar, rehberler vs. konuları ayarladık. Ancak güverteye dönmeden önce adanın Ağasını ziyarete gittik. Onu, ağaç dallarından yapılmış bir tür çardağın altında, topraktan yere serilmiş kilim olan, suyu bol, deniz kıyısında, rüzgâr alması için her yeri açık bir yerde ayak ayak üzerine oturmuş olarak bulduk. O nargilesini içmekle meşguldü, çok sayıdaki subay ise tavla oynayarak eğleniyorlardı. Bizim için Teskere yazdı ve öbür kıyıdaki komutana bizler için at sağlaması emrini verdi. Bu iş sırasında, nargile ve biraz kahveyle keyifli bir yarım saat geçirdik. Şimdi ise firkateynimize döndük... Troya Çevresinde Bulunan Eski Eserler (1827, Charles Colville Frankland)
6 Haziran
Yaklaşık on birde çok güzel bir bahçelik yere vardık. Türk köyü Pınarbaşı'ndan (Bournarbashi) yaklaşık çeyrek mil uzakta, Skamander'in yakınında, buranın yan tarafında birkaç tane kaynak su vardı. Bu kaynak sular Türkler tarafından "Kırk Göz" olarak adlandırılmakta ve bu suların Skamander'in kaynağı olduğuna inanılmaktadır... Daha sonra bu kaynakların yakınlarındaki kireçtaşından büyük tepeye tırmanmaya başladık. Bu tepe Le Chevalier'e göre Troya'nın akropolisiydi..."