Seyahatname'deki bilgilere göre 1611 yılında İstanbul'da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğan Evliya Çelebi; geleneklerine bağlı, Osmanlı İmparatorluğu'nun üstünlüğünden emin olan inançlı bir Müslümandır. Bu durum onun yazılarına yansımıştır. Naif bir dindarlığının yanı sıra, tipik bir 17. yüzyıl Osmanlısı olarak geniş bir hoşgörüye de sahiptir. Seyahatnamesinde, kiliseleri ziyaret ettiğini anlatmakta ve ayrıca Hıristiyan dua metinlerinden alıntılar yaptığı, kendi kullanmasa da misafirleri için yasaklanmış içki bulundurması; onun ne kadar toleranslı bir Osmanlı aydını olduğunu ortaya koymaktadır. Seyahatname, 17. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu'nun en geniş sınırlara ulaştığı 1683 Viyana bozgunu öncesi yıllarında yazılmıştır, ancak seyahatname yazılışından iki yüzyıl sonra, 1896 yılında basılabilmiştir. Avrupa'dan Yakın Doğu'ya oldukça geniş bir coğrafyayı gezen Evliya Çelebi'nin Çanakkale'ye yolu 1659 yılında düşer. Kendi döneminin gezginleri gibi öncelikle anıtsal yapıları anlatan Çelebi, kültürel arka planı nedeniyle doğal olarak Osmanlı ve Müslümanlık eser ve öykülerini, kimi zaman neşeli, kimi zaman abartılı bir şekilde anlatır. Çanakkale bölgesi ziyaretine Karabiga Kalesin'den başlayan anlatımlarda diğer seyahatnamelerde olmayan ayrıntılara yer vermektedir:
"Bay Boğa zemini, yani Karabiga Kalesi'nin özellikleri
İlk olarak bu zemini feth eden, Sultan Alaeddin'in beylerinden Bay Boğa adlı bir namlı kimse Osmanlı'nın büyük atası Ertuğrul Bey ile bu yerleri feth edip yerleşme yeri ettiklerinde Karaman halkı bu yerlere Bay Boğa Kalesi derlerdi, ama Ruma keferesi elinde iken ismi Kalopiga derlerdi, yani (...) demektir.Sonra 1365 tarihinde Sultan I. Murad Han, yani Sultanoğlu Gazi Hudavendigar, Rum keferesi elinden bilek kuvveti ile feth ederken zorluk çekmiş ve fetihten sonra bazı yerleri yıkmıştı. İlk fatihi Kara Biga Bay ismiyle isimlenmiş idi. Yine onlar da Kara Biga Bay dediler. Sözü hafifletip "Bay" sözünü kaldırıp hemen Karabiga adıyla bilinen bir şehirdir.
Hala kalesi harapça bir (...) yerde altıgen şekilli köşe köşe bir sarp ve rıhtım şeddadi yapıdır.
Şehri bir alçak dağ eteğinde bir geniş öz içinde bağlı ve bahçeli, bakımlı ve süslü bir kasabadır. Tamamı (...) adet tek ve iki katlı eski yapı kargir yapılı tamamen kiremit, örtülü mamur evlerdir.
Ve (..) adet mihraptır. Evvela çarşı içinde (...) camii, kurşun örtülü, kalabalık cemaate sahip eski mabettir.
Lesizade Medresi var, ama özel darülhadis ve darülkurrası yoktur. 6 adet sıbyan mektebi vardır ve (..) adet Halveti, Kadiri ve Bektaşi tekkeleri vardır.
Ve (..) adet mükellef ve mükemmel kara ve deniz tüccarları konukevleri, hanları vardır.
Ve (..) adet hamamları vardır, ama Leysizade Efendi Hamamı gayet hoş havalı ve eski yapı aydınlık hamamdır ki bütün gösterişli dokuz kemerli kubbelerinden bir damla ter damlamaz, meşhur hamamdır.
Ve (...) adet sultan çarşısında her sanattan mevcut dükkânları vardır, ama bedesteni yoktur. Sözün kısası, bütün imaret yapılarıyla bezenmiş, bağlar ve bahçeler ile süslenmiş her şeyin bulunduğu güzel bir şehirdir.
Halkı Etrak kavmidir ve Yörükan kavmidir, ancak gayet düzgün hal ile bilinen memleketinden uzak kalmış garipleri sever, hanedan sahibi adamları var ki, genellikle esvapları çuka ve elvan be kaftan giyerler. Kadınları beyaz car bürünürler, ama çarşı pazarda asla bir avrat yoktur.
Karabiga'nın suyu ve havasının tatlılığından mahbubu ve mahbubesi çoktur.
Beğenilenlerinden bağ ve bahçesinde hünnab ağacı cihanı tutup hünnab meyvesi meşhurdur. Onun için bu şehirde hünam hastalığı, boğaz ve ağız ağrısı, şişmesi olmaz zira bu çeşit hastalıklara kuru hünnab suyu ve dut şerbeti gayet faydalıdır. Karabiga ziyaret yerlerini bildirir:
(...)
Çavuş Köyü : Camii ve hanlı mamur Müslüman köyüdür. Buradan yine batı tarafa, Çınarlıdere menzili: Bir çınarlık içinde bütün İslam ordusu konakladı. Buradan yine batı tarafa,
Akyer Altı menzili: Bu da bir Acem hıyabanı gibi çınarlık, gölgelik, havadar ve lale bahçesi gibi yer iken 50 adet Hasan Paşalı katl olunup padişah otağı önü kan gölü oldu. Buradan altı saatte
Çardak kasabasının özellikleri
İlk yapıcısı, Gazi Hudavendigar Murad Han, Edirne seferine giderken burada deniz kıyısında ufak tefek bir köşk yapmış, daha sonra imar olduğu için Çardak derler, zira anılan köşk dört, tak (kemer) üzerine yapıldığından çartaktan bozma Çardak derler.Rum (Marmara) Denizi boğazı kenarında Anadolu Eyaleti'nde (...) toprağında bir bakımlı, süslü ve şirin işlek iskeledir. Karşı Rumeli tarafında bulunan Gelibolu şehri deniz kıyısında bir geniş boşluk içinde bağlı ve bahçeli, tamamı 1000 adet eski tarz, genellikle tek katlı ve kiremit örtülü evler, hepsi sağlam yapılmış hanelerdir.
Ve 17 adet mihrabı vardır, ama bunlardan kargir büyük kubbesi kurşunlu Ece Yakup Camii, mamur, müzeyyen ve kalabalık cemaate sahip eski yapı bir camidir. Bu cami sahibi bu hakirin büyük atalarının kardeşlerindendir ki soylarının nihayeti Türk ü Türkan Hoca Ahmed Yesevi hazretlerine, oradan Muhammed-i Hanefi'ye ulaşmaktadır. Ulu gürbüz er, dilaver ve hünerli yiğit kimselerden idi ki Orhan Gazi oğlu Süleyman Paşa ile bu Ece Yakup, Kara Mürsel ve Kara Koca 70 kişiyle bunlar Kapudağı Burnundan deriden tulum sallar ile Rumeli'ye ilk defa geçerek önce İpsala'yı feth edip, ilk defa namaz kıldıklarından, "İbtidasala"dan bozma İpsal derler.
(...)
Çardak İmareti kasabasının anlatılması: Şer'i hakimi 150 akçe kazadır ve toplam (...) adet nahiye köyleridir. Yeniçeri serdarı, kethüdayeri, müntesibi ve subaşısı vardır. Mamur mescitleri, şenlikli derviş tekkeleri, birkaç yerde sıbyan mektebi, çarşı içinde Fatih Sultan Mehmed Han Hanı ve daha birkaç hanları, yetecek kadarıyla 300 adet mamur dükkanları ve bir adet hoş havalı hamamı var, kıble yönünde ve doğu tarafında bağları ve bahçeleri hesapsızdır.
(...)
Lapseki kasabasının özellikler
İsim verilme sebebi odur ki deniz kıyısından uzak bir seki bayır üzerinde incirli bir orman var idi. Etrak kavmi incire "lop" derler. Hala yine halk dilinde "lop inciri" diye kullanılır bilinen bir kelimedir. O incirli seki ismiyle isimlenip lop sekiden meşhur galat Lapseki derler.Deniz kıyısında (...) sancağı toprağında (...) tarafından hâkimi, 150 akçe payesiyle kadısı, yeniçeri serdarı, kethüdayeri, subaşısı, bacdarı, mühtesibi var, ama a'yanı azdır, reayası Urum ve Ermeni evleri sazdır. Ancak Müslüman tamamı 1300 adet bağlı bahçeli genellikle kiremit örtülü yer yer iki katlı haneler vardır. Bir camii, hanları ve bir basık hamamı vardır, ama çarşısı gayet azdır, fakat bağı ve bahçesi çoktur. Beğenilenlerinden; Rum, Arap ve Acem'de Lapseki karpuzu meşhur bir kırmızı karpuzdur ki, sanki "Şaraben tahur" dur. Üzüm turşusu, bulaması, müsellesi ve şırası da gayet meşhur olmuştur. Buradan yine güney taraf deniz kıyısı ile,
Purgaz kasabası menzili : Boğaz deryasında bir top menzili uzakta mamur bir dağ eteğinde bağlı ve bahçeli 700 kiremit örtülü Müslim ve Rum reayalı, bütün evleri denize bakan mamur bir köydür ve hakimi (...) tarafındadır (...).Buradan yine leb-i derya ile güney tarafa,
Karacaören Köyü: Bir yüksek bayır üzerinde denize bakar mamur köydür. Buradan
Sağlam dayanıklı iki sed, Sedd-i İslam Kilidü'lbahreyn Kalesi özellikleri
Allah dünya afetlerinden korusun
Bu kale ilk defa Sultan II. Mehmed Han ki Fatih Mehmed Han'dır, İstanbul'u fethetmezden evvel bu kaleyi yapıp İstanbul kafirin boğazına varacak zahire bu boğazdan kesilip Akdeniz kafirleri gemisi İstanbul'a yardım edemez oldular. Bundan sonra Fatih Karadeniz boğazının nafakası da kesildi. Sonunda yokluk ve kıtlık derdinden Fatih ile Tekfur Kral sulh eylediler (...)
İnşasının tarihi "Mehmed Han yapımıdır (1452).
İstanbul'u fethettikten sonra bu kaleleri de fazlasıyla imar edip Mora seferine donanma-yı hümayun gönderip kendileri karadan gitti (...). Bu Anadolu Hisarı kapısının üstünde celi yazı ile Süleyman Han imaretin tarihidir(1551).
Bu kapısı batı tarafına deniz aşırı Rumeli Kalesi'ne bakan iki kat kalın demir kapılardır, ama bu kalenin çepeçevre büyüklüğü tam bin adım gayetle sağlam kaledir. Ancak deniz kıyısında kumsallı alçacık yerde olduğundan hendeği yoktur, her kulesi, burçları ve beden dişleri şeddadi yapı olup beyaz kuğu gibi aydınlık kaledir. Kale içinde 70 adet kiremit örtülü neferat haneleri, buğday ambarı, Fatih camii ve cebehane mahzenlerinden başka bir yapıları yoktur. Dizdarı ve (...) adet Cezayir levendi tarzı esvaplı yarar gazi topçuları, cebecileri ve levendleri vardır.
(...)
Anadolu varoşunun özellikleri: Kalenin batı tarafına ve kuzeyine meyilli yakınca bir düz geniş sahrada bağlı ve bahçeli gayet mamur kiremit örtülü ve iki katlı 2000 adet evlerdir ki birbirlerinden geniştir. Yolları dar değildir. Pak caddeleri var.
Ve (...) adet mihraptır. Bunlardan mükemmel Fatih Sultan Mehmed Camii, Kurşunlu Selatin camiidir. Çarşı Pazar içinde olmak ile kalabalık cemaate malik ruhaniyetli camidir. Yine çarşı içinde Yeni Camin kapısı üzere tarihi budur: (1645)
Yine çarşı içinde Rüstem Paşa Camii iç açıcı güzel bir camidir.
Bunlardan başka mescitlerdir, 3 adet abdalan derviş tekkeleri ve 7 adet sıbyan mektepleri vardır. Tamamı (...) adet hanlardır ve (...) adet hamamlardır. Bunlardan Fatih Hamanı aydınlık yapı ve hoş havalıdır. Rüstem Paşa Hamamı da gönül açıcı aydınlık bir hamamdır.
Ve 800 adet dükkânları var. Her ehli hıref esnafından bulunup süslü sultan çarşı pazardır çoğu Fatif evkafıdır.
Ve abıhayat çeşmeleri var, ama adedi malumun değildir. Ancak Sultan Ahmet Han Çeşmesi'nin tarihidir: (1616).
Suyu ve havası gayet tatlı olduğundan mahbub ve mahbubesi yer yer vardır, ama gençleri Cezayir dayısı tarzı esvap giyer yiğitleri ve diğer insanları da levend kocamandırlar.
Bağları ve bahçeleri çoktur. Beğenilenlerinden, çeşit çeşit üzümü, tatlı şırası, müseellesi, üzüm turşusu, bulaması, köftesi, pastığı (pestil) ve pekmezi meşhurdur.
(...)
Kale-i Sultaniye'den Bozcaada'ya gittiğimiz menzilleri bildirir
(...)
Büyüklüğü 60 mildir, ancak kıbleye uzunlamasına bulunup Anadolu'da Kazdağı tarafına (...) mahalle (...) mil yakındadır. İçinde (...) bakımlı, şenlikli, bağı ve bahçeli köyleri, abıhayat suları ve kuyuları vardır ve tüm dağları bağlardır. Misket üzümü olur ki yeryüzünde yoktur. Hatta Rumei Kadıaskeri Dahki Efendi bağlarında 17 çeşit kokulu üzümü olur ki Sincar Dağı'nda olmaz (...).
Bozcaada Kalesinin Şekli
Adanın doğu tarafında Anadolu tarafı görünen bir kaya üzerinde yedigen şeklinde dirsek dirsek birbirine yanaşık kuleler ile süslü ve beden dişleri ile bezeli olup bir şeddi kesme taş, hazır-baş bir kaledir ki içinde, dışında ve kapı aralarında silahlar dolu doludur (...).
Hisar içinde (...) adet kiremitli haneler vardır, dizdar, kethüda, imam ve müzezzin haneleri mamurdur. Cebehanesi, ambarları, su yolları ve bir (..) hünkar camii var, imaret yoktur.
(...)
Bozcaada Kalesi varoşunun anlatılması:
Bu kalenin (...) tarafında deniz kıyısında varoşu (...) içinde (...) toplam (...) adet tek katlı ve iki katlı kargir yapı şekilli tamamen kiremit örtülü evlerdir.
Ve hepsi (...) adet mihraptır. Camii (...) başka mescitlerdir, lakin Müslümanından Ruma keferesi çoktur, ama Ermeni, Yahudisi ve Firengi yoktur. 19 adet küçük büyük kiliseleri vardır. Liman yanından hanı ve bekar odaları var, hamamı (...) mektebi (...) ve çeşme ve sebili (...) ve (...) adet çarşı pazarı var, ama bedesteni yoktur.
Suyu ve havasının hoşluğundan mahbub ve mahube Urum dilberleri ve Rum keratseleri vardır. (...)
(...)
Maydos kasabasının özellikleri:
Gelibolu toprağında deniz kıyısında, hâkimi subaşıdır. Deniz kıyısında 800 kanatlı, kiremit örtülü kat kat saray gibi kefere evleri var, gözler kamaşır. Zira bu kasaba kâfirleri tüm İstanbul evlerini yapan üstad dülger kefereleri burada otururlar ki Maydos dülgeri Rumda meşur olduklarından her birinin haneleri ibretlik yapılardır. Burada asla hakimden başka müslim yoktur ve kiliseleriyle bağları çoktur. Onun için Maydos şarabı meşhurdur. Kasaba dışında yel değirmenleri, ince ve beyaz unları ve dilber muğripiçe Urum oğlanları olur.
(...)
Derya Kulu gazileri yurdu, Gelibolu Kalesi'nin zeminini bildirir
Bu Gelibolu Kalesi Hayy-i Kadir Allah'ın emriyle Rum (Marmara) Denizi kıyısının Rumeli tarafında bir kayalı tepe üzerinde yapılmış altıgenden uzunlamasına kesme taş sağlam ve dayanıklı havalesiz, şeddadi taş yapı, güzel bir kaledir ki bir tarafından asla havalisi yoktur.
Ve tamamı 70 adet kule 1200 adet bedeb dişleridir. Hendeği kesme kaya sarp hendektir. Zaman ile içinden deniz dolaşır imiş, hala hendek içinde suyu yoktur. (...)
Hisar içinde toplam 300 adet tek ve iki katlı, bağsız ve bahçesiz kiremit örtülü neferat evleri vardır. Dizdarı, kehüdası, topçubaşı ve cebecibaşı haneleri buradadır. Cebehanesi, tahıl ambarları ve su sarnıçları burada, başka çarşı pazarı tamamen dış varoştadır.
Gelibolu büyük varoşunun anlatılması:
Kalenin güneyinde, batısında ve kuzeyinde bir düz geniş güllü gülüstanlı, bağ ve bostanlı vadiden bulunup doğu tarafı Rum Denizidir. Ancak büyük yapıların çoğu ve acayip eserleri, hayrat ve hasenatları kalenin batı tarafına düşmüştür ki, bütün imaretler varoşunda.
Beldenin mahallelerinin isimleri: Tamamı 63 mahalledir.
Zengin fakir hanelerin anlatılması: Tamamı 7-8 yüz adet tek ve iki katlı sanatlı, kırmızı kiremit örtülü, şahane şahnişinli, billur, nedef moranlı pencereler ile süslü, temiz anayollar ile bezeli hanelerdir. Bunlardan meşhur sarayları bildirir. Evvela bu büyük mamur eserler içinde,
Gelibolu şehri camileri: Toplam zaviye, tekke mihrabı, mescit ve cami 164 mihraptır, ama Selatin Camii gibi vezit camilerin bildirir.
Gayet donanımlı ve mükemmel tüm kubbeleri saf kurşun ile örtülü mamur bir camidir. Kıble kapısının üzerine tezhipli celi hat ile tarihi 1534/5'tür.
Mesih Paşa Camii: Selim Han vezirlerindendir, ama camii gerçekten vezir camiidir. Kendileri Mısır veziri olması ile bu caminin mimar, mühendis ve yapı ustalarını tamamen Mısır'dan getirip sevimli bir cami, hoş bir tarz ve tarh etmiş ki hendese ilminden haberdar olan bu camiin yapısını ve mimari sanatını gören parmağını ağzına götürür.
(...)
Şanlı derviş tekkeleri: Tamamı ader seyyah abdallar konukevidir, ama bunlardan mamur, canlı ve evkafı güçlü Celaleddin-i Rumi Tekkesi'dir ki Rumeli diyarında benzeri yok güzel bir Mevlevihane'dir. Yetmiş seksen adet fukara haneleri ile bezenmiş, matbah, kilar ve samahane ile süslenmiş Mevleviler ocağıdır.
Aydınlık hamamlarını bildirir: Tamamı 8 adet herkesin girdiği hamam vardır, ama bunlardan Şengül Hamamı, Karaca Bey Hamamı, Alacahamam (...).
Halkın özel lehçe ve ıstılahları: Halkına Ece kavimi derler. Ne Çıtak'dır, ne Yörük'dür ve ne Etrak'dir. İlk defa Anadolu'dan Rumeli'ye geçip değişik diller ile karıştıklarından bazı özel kelimeleri vardır.
İbret verici, tılsımlı tersanesinin anlatılması: Kefere Feylekos zamanında tersane limanında bir tür bakır gemi var imiş. Zemheri gecelerinde büyücüler o gemiye binip Karadeniz cadılarıyla deniz üzerinde ceng edip bir tılsımlı gemi imiş. Hala Gelibolu kayıklarını o tarz üzere yaparlar. Bu diyarda öyle gemi yoktur. Ancak Gelibolu gemileri bir acayip tarzdadır."