Seddülbahir Kalesi (1574, Giovanni Francesco Camocio) Hans Jacob Breuning von Buchenbach Kesin olmasa da 1552 yılında güney Almanya'da doğduğuna inanılan Hans Jacob Breuning, Tubingen Üniversitesi'nde klasik dönem kültürleri konusunda eğitim alır. Paris ve Londra'da Jean Carlier de Pinon ile arkadaşlık yapıp 1579'da birlikte Kutsal Yerlere hacılık seyahati yaparlar. 1612 yılında Strasburg'da yayınladığı "Orientalische Reyß-Doğu Yolculuğu" kitabıyla ünlenir. Doğu Ülkelerindeki gelenek ve inançları önyargısızca anlatmasıyla diğer gezginlerden ayrılır. Ancak kitabındaki resimlerin çoğu ve yazılarının bazı bölümleri Rauwolf ve Belon gibi seyyahlardan alındığı konusunda, ölümünden sonra yoğun bir şekilde eleştirilir.
Hans Jacob Breuning'in Çanakkale bölgesine ziyareti, 30 Nisan 1579 tarihinde Venedik'ten başlayıp, Ege adaları ve Çanakkale Boğazı'ndan geçerek 22 Haziranda İstanbul'a varan yolculuğu sırasında olur. Burada önceki seyyahların yazdıklarını tekrarlar ve daha sonra Kudüs'e kadar devam eden yolculuğunda antik dönem yazarlarının kitaplarını yanında götürür. Çeşitli görevler sonrasında 1595'te ise İngiltere kraliçesi I. Elizabeth'e giden elçilik heyetinin başında yer alır. Hans Jacok Breuning 1616 yılında Almanya'da ölür:
"İleri doğru solda Bozcaada (Tenedos/Tenedo) adası vardı ve denize bitişik kaleyi gördük. Tepelerde ise çok sayıda rüzgâr değirmeni vardı. Bu adada mucizeler yaratan bir su kaynağı olduğu söylenmekte; yaz ve kış günlerinde sabah saat 3 ile 6 arasında oldukça çok su akmakta, ancak geri kalan dönemde azalmakta ve tümüyle kurumakta imiş. Tenedo'nun sağında su geçidinin diğer yakasında (yaklaşık üç mil uzaklıkta) Küçük Asya (Asia minori) ve Anadolu (Nattolia) kıyılarında Troya'dan geri kalanlar görülmekte. Çanakkale Boğazı(Hellespontum) ya da Gelibolu Boğazı (il stretto de Gallipoli)'nı geçmek için yeteri kadar güçlü rüzgâr olmadığı için Asya kıyısında bekledik. Çünkü bu deniz diğerleri gibi değil, bazen öylesine güçlü bir şekilde akan gemi dolu bir suya dönüşüyor...
...Burada Mysia gece yarısı yönünde ama Dardania ve Troas olarak da adlandırılan Phrygia ise öğleye doğru yer almakta, burada Troya kentinin bir dağlık alan ya da tepeyi çevreleyen yıkık duvarlarını gördük...
...
Yirmi bir Haziranda gün doğmadan önce yola çıktık ve yeniden yelkenleri açtık. İyi bir rüzgârla Yarım adayı (Archipelago) dönmeye başladık, bir süre sonra Yenişehir Burnu/Sigeion (capo de Janitzeri) olarak adlandırılan burana vardık. Burada bir kule ve Troya'nın yıkılmış duvarları görülmekte. Ama buradaki burun gözün görebildiği kadar iç taraflardaki dağlık alana uzanmakta ve yıkılmış Troya kenti ile diğer birçok yere ait çok sayıda yıkık duvarların devam ettiği de görülmekte. Bu burunda yarımada (Anadolu yarımadası) bitmekte ve Gelibolu Boğazı (Il stretto de Gallipoli) eski Çanakkale Boğazı (Hellespontus) başlamakta. Öğleden önce tam zamanın da Constantinople/diğer ismiyle Dardanelli olarak adlandırılan kalelerin olduğu yere ulaştık. Yenişehir burnu (Capo de Janitzeri) buradan 12 mil uzaklıkta... Kilitbahir Kalesi (1574, Giovanni Francesco Camocio)
Sağ taraftaki Anadolu (Nattolia)'daki kale Abydos olarak adlandırılmakta. Düz bir yerde dairesel bir planla inşa edilmiş, hafifçe yüksek dört köşeli çok sayıda kulelere sahip (Çimenlik kalesi) bu kalenin yanında Türkler ve Yahudilerin yaşadığı bir köy var. Sol tarafta Trakya (Thracia)'daki kale ise Sestos olarak adlandırılmakta. Bir tepeye benzeyen yaprak planıyla yapılmış ve üç çevre duvarıyla korunmuş (Kilitbahir Kalesi). Aynı zamanda diğer tepelerle çevrili... Sol taraftaki kaleyi geçtiğimizde ise Eceabat (Madytos/Majeto) olarak adlandırılan küçük kasabayı gördük. Bu kasabanın iki tarafında da rüzgâr değirmenleri var, etrafı ise çok güzel bağlarla çevrili..."