Stephan Gerlach, 1573 yılında Avusturya elçisi ile birlikte, elçiliğin görevlendirdiği Protestan vaizi olarak İstanbul'a gelir. Türkiye'de yaşadığı dönem tuttuğu günlüğü 1674 yılında torunu tarafından Frankfurt'ta yayınlanır. İstanbul hayatını oldukça detaylı bir şekilde gözlemleyen ve not eden Gerlach; özellikle de Osmanlı hükümdarı, hanedan, sarayın siyasi kararları konusunda önemli bilgiler not etmiştir. Bununla birlikte aynı zamanda İstanbul dışındaki yerler konusundaki duyduklarını da not etmiştir. Gerlach'ın Çanakkale bölgesi konusundaki bilgileri oldukça kısa olup, ikincil elden elde edilen bilgileri kapsar. Troya olarak anlattığı yerin, o dönem bazı seyyahların yaptığı gibi başka kalıntıları Troya olarak kabul etmesidir. Gerlach'ın Troya yöresi olarak anlattığı bölge Zizikum, Kyzikos harabelerinin olduğu yerleşmedir. Ancak Gerlach'ın bu anlatımı aslında Ortaçağ'daki, Troya'nın tüm Troas'a yayılmış olduğu inancının da sonucudur:
"4 Ocak günü bizim iki vekilharcımız, Volkart, bir Rum papaz, Bay Simmich'in hizmetkârı, aşçı Friedrich ve sofrada hizmet eden Jacob, birlikte Palorma'ya şarap almaya gittiler ve yaklaşık 500 talent karşılığında şarap satın aldılar. Bu durumda bir ölçü şarabın fiyatı üç Kreutzer'e geliyor. Konstantinopolis'ten Palorma'ya girmeleri sekiz saat sürdü. Bu yerleşimde Rumlar ve İtalyanlar çoğunlukta, Türkler pek az. Oradan yollarına devam ederek yarım gün sonra Troya'ya varmışlar (Söylediklerine göre bu yöreye Zizikum diyorlarmış) ve konumunu, kaleyi, yer altındaki binaları incelemişler.
Anlattıklarına göre duvarlar o kadar ustalıkla örülmüş ki, taşların birbirine eklendiği hiç fark edilmiyor ve hepsi bir tek taştan ibaretmiş izlenimini veriyormuş. Orada ayrıca çeşitli renkte mermer taşları ve olağanüstü büyüklükte mermer sütunlar bulmuşlar. Truva yakınlarında çok güzel bir ova varmış ve yerin altında, taşlardan yapılma çok uzun ve geniş odalar, mekânlar, dehlizler bulunuyormuş...
Bugün saygıdeğer efendim, Anadolu'daki Troya kenti yakınlarında yaşayan efendilerine yıllarca hizmet ettikten sonra azat mektuplarını almış olan iki eski tutsağı konutumuza kabul etti."