Gelibolu Limanı ve Çevresi (1811, Antoine-Laurent Castellan) Diplomatik görevle Türkiye gelen Fransız diplomat Tancoigne'nin mektupları Osmanlı Türkiyesi'nde üç yıllık gözlemlerinden oluşuyor. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihi coğrafyası, sosyoloji, ticaret ve uluslararası ilişkileri konusunda bilgiler, çözümlemeler, görüşler ve değerlendirmeler içeren eserde, Çanakkale Boğazı ile ilgili daha çok coğrafi özellikler ön plana çıkıyor:
"31. Temmuz 1718:
Geçen ayın altısında İstanbul'dan ayrıldım. Dünyanın en güzel parçasında yaptığım yolculuğun zevkine sizi de katma konusundaki tüm isteklerime karşın, sonunda bir tek mektup postalayabildiğim ilk liman Tunus. Dünyanın en güzel yöresinde, her sahne şiirsel bir görüşü anımsatır:
Aralık ayının 27'si sabahı güneş ufuktan doğarken, genişliği yarım fersah olan Çanakkale Boğazı'na girdik. Biz pupa yelken Gelibolu önlerinden geçerken, şehirden Kurban Bayramı kutlamaları vesilesiyle atılan topların görkemi duyuluyordu. Öğleyin, Asya'nın ikinci Kalesi ve Avrupalı konsolosların oturduğu küçük kentin önünde demir attık.
Çanakkale Boğazı'nınki kadar etkileyici bir manzarayı başka bir yerde görebilmek zordur. Birbirinden, üzerinde her çeşit geminin ve kayığın her yönde seyrettiği basit bir deniz kolu ile ayrılan Avrupa ve Asya, yolcuya, her yüzünde bulunabilecek belki de en gözalıcı görünümlerden birini sunar. Bazı yerlerde her iki kıyının oluşturduğu tezat özellikle dikkat çekicidir. Asya yakasında toprak düzdür, güleç yeşillikler, ağaç öbekleri, kentler ve köyler bu düz araziye oturmuştur. Avrupa kıyısında ise ormanlık dağlar ve vahşi doğanın sunabileceği bütün görüntüler yer alır. Lapseki Mezarlığı'ndan Lapseki ve Boğaz (1811, Antoine-Laurent Castellan)
Çanakkale gümrük memurlarının bizzat gemimize gelerek gerçekleştirdikleri olağan denetimin ardından, Fransız Konsolosuna görev ziyaretimizi yaptık ve Boğaz çıkışına doğru yolumuza devam ettik. Avrupa ve Asya'nın ilk hisarları arasından geçtik ve uzaktan uzağa da olsa, batan güneşin ışıklarıyla aydınlanan Truva'nın kıyılarını seyrettik.
Akşam saat altıda, serin bir kuzey-doğu rüzgarı ile Çanakkale Boğazı'ndan çıktık. Bütün gece rüzgar öylesine elverişli esip durdu ki, 28'i sabahı gün ağarırken Midilli Adası'nın güney batısına varmıştık bile."