1688
Olfert Dapper - Christian van Wolf - Johanna G. Hettinger

Olfert Dapper - Christian van Wolf - Johanna G. Hettinger

Sesli Dinle

Çanakkale Boğazı'nın Girişi ve Adalar (1688, Olfert Dapper)
Çanakkale Boğazı'nın Girişi ve Adalar (1688, Olfert Dapper)
Yabancı ülkelerle ilgili antropolojik gezi yazılarıyla tanınan, Hollandalı en ünlü yazarlardan olan Olfert Dapper (1636-1689), Amsterdam'da fizik ve tarih eğitimi almıştır. Yazarlık kariyerine 1663 yılında Amsterdam'ın tarihini anlatan bir kitapla başlamış daha sonra ise Herodot'un ünlü tarih kitabını Felemenkçeye çevirmiştir (1659). Özellikle bu çeviri sonrasında uzak, yabancı ülkeler hakkında yazılanlara merak sarmış ve bu konuda gezi kitapları yayınlamıştır. Hiç geziye çıkmayan Dapper, o ülkelerle ilgili yayınlar, oraları ziyaret etmiş gezginlere ait mektuplar ve yayınlanmamış kaynaklardan yararlanmıştır. Ölümünden bir yıl önce ise Yunanistan, Anadolu ve Akdeniz Bölgesini ele alan bir kitap yayınlamıştır. Yaşadığı dönemde oldukça popüler olan Dapper'in eserleri Fransızca, Almanca ve İngilizceye çevrilmiştir:

"Bozcaada (Tenedos);
...Eski Grekler ve Latinler tarafından Tenedos olarak isimlendirilen ada, günümüzdeki Grek ve İtalyanlar tarafından Tenedo adası olarak adlandırılmaktadır. Türkler ise buraya, Çanakkale Boğazı (Hellespont) yakınlarında olduğu için geçit adası ya da İstanbul'a (Constantinopel) giden yol anlamına gelen Bozcaada (Bogge Adası) demekteler...

...Bazıları Bozcada (Tenedos) kelimesinin Grekçe bir kelime olduğunu iddia ediyor ve Tenou Hedes, yani Tenes'in yeri anlamına geldiğini söylüyorlar. Kentin kuruluşu ona bağlanıyor. Cicero'da aynı görüşü paylaşıyor... Buna karşın Bochart ise Tenedos kelimesinin Finike kökenli olduğunu ve Ten-edom kelimesinin, kırmızı toprak anlamına geldiğini, Samos'ta olduğu gibi burada da kilden çok güzel kapların yapıldığını öne sürüyor... Tenedos, eski dönemlerde ise Leukofrys, Kalynda, Fenyce, ve Lyrnessos olarak isimlendirilmiş (Strabon/Plinius). Strabon'a göre ise buraya Eolis kenti denilmiş ve iki limanı olan kentte, Homeros'un da anlattığına göre Smynteon Apollon'a adanmış bir tapınak varmış... Troya yıkılmadan önce, Tenedos kenti ünlü ve zengin bir adaymış (Vergilus, Cicero). Günümüzde ise böyle bir yer değil. Du Loir, o dönemin güzelliklerini bulmak için tüm adayı gezmiş, ancak hiçbir şey bulamamış. Plinius'a göre, en yüksek dağının eteklerinde bir çeşme olması gerekiyormuş, ancak Dy Loir bu çeşmeyi bulamamış. Plinius'un söylediklerinden kuşku duymamak lazım, çünkü çeşme kurumuş olabilir.

Tepenin yamaçlarında, Türkler üçgen biçiminde bir kale yapmışlar. Kesilmiş taşlardan yapılan duvarlar kaleyi çevreliyor ve duvarlar eski tarzda sadece birkaç kuleyle korunuyor...

Adanın sakinleri büyük oranda Hristiyan ve Türkler. Hristiyanlar liman bölgesinde, Türkler ise kalede oturuyorlar. Bunun dışında adanın, Yahudiler gibi başka sakinleri de var.

Ege Adaları ve Batı Anadolu ve Troas Bölgesi (1688, Olfert Dapper)
Ege Adaları ve Batı Anadolu ve Troas Bölgesi (1688, Olfert Dapper)

Bu adada şaşırtıcı olan, alçak taşlık tepelerde yetişen bağlıklar ya da asmaların yetişiyor olması ve bu nedenle de burada oldukça bol şarap var. Özellikle buranın muhteşem misket şarabı, Levant'taki en iyi şarap... Aynı zamanda çok sayıda, ama oldukça büyük, tadı iyi olmayan yabani tavuk var. Toprak bereketli değil ve tepelerin neredeyse her yeri taşlık. Az da olsa buğday yetişiyor, ama kavun oldukça bol. Güneyde farklı türlerdeki karpuz ve kavunun çokça yetiştiği bir vadi var. Dışı ve içi sarı olan, tüm yaz boyunca bozulmadan durabilen kavun cinsleri var.

Gökçeada (Imbros Adası):

Eski Grekler ve Latinler tarafından Imbroz ya da Imbrus olarak isimlendirilen ada, İtalyanlar tarafından Embaro, Lembro ya da Imbro olarak isimlendirilmektedir... Imbros adasında eskiden aynı ismi taşıyan bir kent varmış. Şimdi ise 4 yerleşmesi olan ve Imbros olarak isimlendirilen kalesiyle korunan bir yer var. Adada oldukça yüksek dağlar var. Burada özellikle çok güzel armut ağaçları yetişmekte... Dağlarda ve ormanlarda domuz, tavşan gibi yabani hayvanlar var... Çeşmelerin suyu çok güzel. Kırsal kesimde incir ağaçları, üzüm bağları, fesleğen ve diğer ağaç türleri kendi kendilerine yetişmekte.

Dardanellen ya da Hellespont ya da Marmara Denizi Geçidi;

...

Boğaz, günümüzde İtalyan "denizcileri" tarafından geçit ya da Gelibolu (Körfezi Golfo die Gallipoli) olarak isimlendirilmektedir; bunun nedeni yakınlardaki Gelibolu (Gallipoli) kentidir ve buradaki iki kale nedeniyle buraya aynı zamanda İtalyanca Stretto die Dardanelli (Dardanel Geçidi) denilmektedir.

Aynı geçide aynı zamanda Ermiş Georgio'nun kolu anlamına gelen, Braccio di San Georgio da denilmektedir; bunun nedeni ise bu kutsal kişinin kolunun Gelibolu kentinin üstündeki Peristassi isimli yerdeki kilisede olması, olarak açıklanmaktadır. İtalyanca aynı zamanda Bocca di Dardanelli de, yani Dardanelin Ağzı da denilmektedir. Türkler ise buraya Staboul Denghiz, yani Konstantinopolis Denizi (İstanbul Denizi) geçidi demekteler.

Gelibolu (1688, Olfert Dapper)
Gelibolu (1688, Olfert Dapper)
Dardanelle'nin (Çanakkale) Kaleleri
Avrupa yakasındaki yeni kale, günümüzde Türkler tarafından Rumeli Hisarı (Roumeli Inhgissar) olarak isimlendirilmektedir. Asya kıyısındaki diğer kale ise Türkçe Anadolu Yeni Hisarı (Natoli-ingh-issar) olarak isimlendirilmiştir.

İki kale de aynı zamanda Yeni Hisar (Inghiissar) olarak tanımlanmakta, bunun nedeni ise Propontis'in yani Marmara Denizi'nin girişindeki diğer eski iki kalenin isimlerinin de Dardanell olması. Türkler bu kalelere Boghas (Boğaz) yani kanal demekteler. İki kale de Türklerin 23. padişahı olan IV. Mehmet tarafından birkaç yıl önce inşa ettirilmiş.

Anadolu Hisarı ile Yenişehir (Janissiar) burnu arasında kuzeyde küçük bir köy olan InhhiIssarkioi, yani Yeni Kale Köy yer almakta. Burada yan yana 8 tane rüzgâr değirmeni var. Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi, her değirmenin 8 kanadı var. Bu nedenle olacak ki, Türkiye'deki ekmek bizdeki ekmek gibi beyaz değil.

...

Bu kaleleri geçince Gelibolu (Gallipoli) yerleşmesine ulaşılıyor."